|
Cinsel
Bozukluklar
Cinsel işlev bozuklukları her iki cinste de ciddi ruhsal ve fiziksel
çöküntülere neden olabilen hastalıklardır. Genellikle psikolojik
nedenlerin ön plana çıktığı bu hastalıklarda eğitimin etkileri büyüktür.
Karmaşık tedavilerden önce basit doğruların öğrenilmesi pek çok sorunu
çözebilir. Bu nedenle okuyucuların sitemizde daha önce yayınlanan
cinselliğin fizyolojisini okumasını öneririz.
Cinsel işlev bozukluklarını tanımlamak tanı ve tedavinin de önemli bir
parçasını oluşturmaktadır. Öncelikle burada anatomik olarak herhangi bir
sorunu olmayan bireylerin cinsel işlevlerindeki bozuklukların
özetleneceğini bilmeliyiz.
Kısaca tanımlamak gerekirse başlıca cinsel işlev bozuklukları;
-Cinsel istek (Desire)
-Uyarılma (Arousal)
-Orgazm (Orgasmic)
-Ağrılı cinsel ilişki (Disparoni ve Vaginusmus)
olarak sayılabilir.
Bu bozukluklar ilk ilişkide olabileceği gibi (Primer) , sonradan da ortaya
çıkabilirler (sekonder). Cinsel işlevler organlar arasında karmaşık bir
bütünlük gerektirir. Sinir sistemi, kalp-damar sistemi, hormonlar cinsel
fonksiyonlarda oldukça belirleyicidirler. Ayrıca sosyal durum, aile
çevresi, dini inançlar, kültürel farklılıklar, sağlık durumu, kişisel
deneyim, yaş cinsellikte önemlidir. Pek çok cinsel (organ dışı veya cinsel
organlardaki) sistemik hastalık, enfeksiyonlar, ameliyatlar, kanser veya
kanser tedavileri, cinsel taciz, tecavüz gibi ruhsal ve fiziksel
yaralanmalar sonucu yukarıda tanımlanmaya çalışılan cinsel işlev
bozukluklarından biri veya bir kaçı ortaya çıkabilir. Bunlara ek olarak
eşlerin birbirine uyumu hayati önem taşımaktadır.
Cinsel işlev bozuklularında erken tanı ve tedavi temel yaklaşım olmalıdır.
Bu durumda hastayı ilk gören birinci basamak sağlık hizmetleri sunan hekim
temel tedavi yöntemleri, bilgilendirme, eğitim ve doğru yönlendirme ile
pek çok sorunu kolayca çözebilmektedir. Pek çok hekim (özellikle
jinekologlar-kadın hastalıkları uzmanları-) özel bir eğitim almadıkları
gerekçesiyle kendilerini bu konuda yetersiz görerek hastaların bu
sorunlarından uzak durmaya çalışmaktadırlar. Ancak özellikle kadın
hastaların önemli bir kısmının kadın-doğum uzmanını "özel doktoru" olarak
görmesi nedeniyle bu görevden kaçmaları zordur. Bu durumda temel hasta
sorgulaması, muayene, tetkikleri takiben özellikle sistemik hastalıkların
taranarak hastanın genel sağlık durumu belirlendikten sonra sorunun tam
olarak anlaşılması önemlidir. Soruna yol açabilen nedenlerden bir veya bir
kaçı tespit edilmişse uygun çözüm için hastaların öncelikle eğitimi ve
temel tedavi yaklaşımları ile büyük çoğunluğuna faydalı olunabilir.
Birinci basamak hizmetleri veren, temel psikolojik ve tıbbi yaklaşımları
bilen bir hekim, eğer daha profesyonel veya uzmanlık gerektiren bir
hastalık tespit eder veya birinci basamak tedavi başarısız olursa hastayı
uygun şekilde(kırmadan, korkutmadan) sevk edebilir.
TANI
Tanıda en önemli basamak hastanın yakınmalarının ayrıntılı öyküsüdür. Bu
sorgulama sonucu hastanın cinsel tercihi (varsa gizli homoseksuellicğin
aydınlatılması), cinsel eğitim düzeyi, kendini nasıl algıladığı, eşi
hakkındaki düşünceleri, cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açabilecek
deneyimleri ve geçirdiği hastalıkları öğrenilmelidir. Bir kadın veya erkek
sadece belli bir eşe bağlı cinsel fonksiyon bozuklukları yaşayabilir.
İlaç, alkol ve madde bağımlılığı varsa not edilmelidir. Bu konuda en
doğrusu cinsel işlevleri belirlemeye yarayan standart bir sorgulama
formunun kullanılmasıdır. Böylece ortak tanımlar ve yaklaşımlar
geliştirilebilir.
TEDAVİ
Tedavinin en önemli aşaması cinsel işlev bozukluğunun hasta tarafından
kabul edilerek, çözümü için çaba harcanmasıdır. Bunun için de herkesin
cinselliği çok iyi öğrenmesi bu konuda eğitim görmesi gerekmektedir. Biz
ülkemizde cinsel işlev bozukluklarının en önemli nedenlerinden birinin
eğitim eksikliği, sosyo-kültürel etkenlerle cinselliğin dokunulmaz, yasak
bir alan olması sonucu doğru anlaşılamaması olduğunu düşünüyoruz.. Bu
konuda başvuru kaynaklarının bile son derece kısıtlı olması oldukça dikkat
çekicidir. Herşeyden önce cinsel sağlık ve işlevlerin bozulmaması için
cinselliğin doğru anlaşılması ve doğru yaşanması gerekmektedir.
Herşeye rağmen cinsel işlev bozukluğu ortaya çıkmışsa tedavi genel olarak
altta yatan nedenin düzeltilmesine yöneliktir. Geçici olarak bozukluklara
neden olabilecek hastalık veya olaylar iyi değerlendirilmelidir. Ciddi
hastalık tedavileri (kanser cerrahisi, radyoterapi, kemoterapi, meme rahim
gibi organ kayıpları vb) , gebelik ve emzirme dönemi buna iyi bir
örnektir. Ayrıca kadın hayatının dönüşüm ve değişime uğradığı dönemler (menapoz,
ergenlik vb ) cinsellik açısından iyi algılanmalı ve uyum çabaları
desteklenmelidir.
Bütün hastalıklarda olduğu gibi cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde
de altta yatan nedene yönelik olarak;
- İlaç
- Psikolojik
- Cerrahi tedaviler uygulanabilir.
Burada tedavisi özellik taşıyan en önemli hastalık kadında kas kasılmaları
ve vajinanın penis girişine izin vermemesi (değişik derecelerde) olarak
tanımlanan vaginismus'tur. Vaginismus varlığında tedavi cinsel işlev
bozukluklarıyla ilgili deneyim ve birikimi olan psikiyatristler ve
psikologlar tarafından, daha çok grup tedavileri şeklinde yapılmalıdır.
Hepinize mutlu, doyumlu, sağlıklı bir hayat diliyoruz.
|